Londra’da En İyi 5 Kahveci

Herkesin damak tadı, algıları farklı elbet. ben de Londra’da yaşayan biri olarak kendimce keşfettiğim en iyi kahveleri paylaşacağım:

1.Coffee Island 

Bu aslında yeni bir kafeci, ben de yeni keşfettim. Buranın güzelliği, bu kahvecide,  yeni moda tüm kahveleri deneyebilir, demleme kısmına şahit olabilirsiniz. Özellikle Leicester Square’deki şubelerinde kahveyi pişirdikleri yer kafenin tam ortasında ada şeklinde. Aeropress, Chemex, Syphon, V60 gibi kimya dersinden fırlamış gibi demlenen çeşitli kahveleri deneyebilirsiniz. En güzeli de bir köşede kumda Yunan kahvesi yapmaları. Ha Türk kahvesi ha Greek kahvesi tartışmayı çok anlamsız buluyorum, adı çok da önemli değil, aynı coğrafyanın, kültürün insanlarıyız, aynı yiyecekleri tüketmemiz son derece normal, değil mi? Neyse, işte tüm bu değişik kahveleri deneyebilirsiniz.

2. Nude Espresso

Bricklane’de çok sade ama ünlü bir kahveci burası. Çok iyi baristaları çıkardığı söyleniyor, hatta baristalık workshopları da düzenliyorlar. Bricklane’e yolunuz düşserse ve orada bir kahveci ararsanız burayı denemenizi öneririm.

3. For the Good of the People

Bizim kahveci diye demiyorum vallahi çok güzel kahvesi var. Bir gün içinde o kadar kişi bu kahve nerenin kahvesi, nerden alıyorsunuz diyor ki kendi hüsnü kuruntum olmadığını anlıyorum böylelikle. Speciality Coffee kendine özgü bir karışım elde etmek demek o yüzden zincir kahve dükkanlarındaki kahveye nisbetle ‘speciality coffee’ pişiren kahveciler kahvelerini ya kendileri yetiştirtiyor ya da özel bir karışım hazırlatıp sadece o tat ayarında kahve satıyor. Mesela Guatemala ile Kenya’yı belli bir oranla karıştırıp bir tat elde ediyor. Bizim bu For The Good of the People da öyle işte. Bana acayip güzel geliyor kahvesinin tadı, böyle hafif meyve kokulu, tatlımsı mis gibi bir içimi var, ayy ne övdüm hee 🙂

4.Tap Coffee

Ben buraya gidip kahvesini birkaç kere içtim, not da almışım ama tadı nasıldı vallahi hatırlamıyorum. 🙂 ama burası birkaç şubesi olan iyi bir kahveci.

5.Monmouth

Monmouth’la beni çok sevdiğim bir arkadaşım tanıştırmıştı. İlk içtiğimde bayılmıştım tadına. O ilk tadın hürmetine sonrasındaki içmelerde tadına odaklanmasam da tadı hep çok güzel geldi bana. Bir de hep küçücük dükkanları var, o küçücük dükkanları tıklım tıklım doldurup önünde uzun kuyruklar oluşturan bir kahvecinin tadı da nasıl güzel olmasın yani, Londra gibi kahvecilerin delicesine bir rekabet içinde oldukları bir şehirde.

Not: Bu serinin devamını yapıcam çünkü hem çok sık denediğimden güncelleme ihtiyacı duyuyorum hem deLondra’da kahveci mi biter ayol? O yüzden daha çok kahveci tanıtıcam, takipte kalın 😉

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s