Londra’nın Vintage Pazarları

Vintage pazarları gezmek bile bir ilham sebebi dimi? O eski kuşakların zarif tasarımlarından nasibini almış, kimi zaman da çılgınca bulunabilecek eşyalarla dolu pazarları gezmek inanılmaz keyifli! Asla ne ile karşılaşacağınızı bilemiyor, hep büyük bir sürprizle geziyorsunuz. Hatta bulduğunuz o parçadan dünyada sadece sizde olup olmadığından bile emin olamıyorsunuz. Bana çok keyif veren Londra’daki bu pazarları meraklıları ile paylaşmak istedim.

Camden Passage, Islington/ Angel

Öncelikle ismi yanıltmasın, bu pazar Camden’da değil, Angel’da. Angel, Kings Cross’a çok yakın bir bölge. Her Çarşamba, Cumartesi ve Pazar günleri antika pazarı kuruluyor. Perşembe ve Cuma günleri de pazarın Pierrepont denilen kısmında sahaf çarşısı oluyor. Küçük bir pazar ama hem güzel parça antikalar bulabilirsiniz, hem de gitmişken bu pazarın kurulduğu sokaktaki butik dükkanları görmek iyi bir fikir olabilir.

save-new-9
Camden Passage Butikleri
Camden Passage’da ikinci el danteller
save-new-10
Camden Passage Eskicileri
save-new-11
Antikacılar

Hampstead, Flask Walk

Aslında burada öyle büyük bir eskici pazarı kurulmuyor, ama ben bu sokakta bulunan Keith Fawks adlı iki bölümlü antika dükkanından öyle güzel tabaklar buldum ki zamanında, bu listeye ekleyeyim de yolu düşen eksik kalmasın istedim. Ne bulursunuz bilemem elbet ama bu önünde bavullar bulunan iki küçük dükkan da her sezon güzel ürünler getiriyor. Hemen karşılarında ‘Exclusivo Designer Second Hand Store’ adlı bir başka küçük dükkanda ünlü tasarımcıların ikinci el ürünlerini iyi fiyatlara bulabilirsiniz. Hakiki öz vintage channel gözlükler filan hep burada!

img_1275
Hampstead Eskicileri
img_1278
İkinci el eşyalar
img_1276
Eski fincan, bardak takımları

Brick Lane Vintage Market

Her gün açık olan bu pazar gerçek bir vintage cenneti. Vintage adına kıyafetten aksesuara, tabak çanaktan özel ilgi alanına girebilecek toplama eşyalara, her şeyi ama her şeyi bulabilirsiniz. Fiyat olarak biraz daha turistlere hitap eden rakamlar duyabilirsiniz ama pazarlık etmeyin unutmayın, adettendir 😉

Greeenwich Vintage Market

Londra’ya ilk geldiğim zamanlarda gördüğüm ilk antika pazarıydı burası. Kıyafet, vintage kutular, takılar, aksesuarlar gibi küçük eşyaların yanı sıra eski mobilya da görebilirsiniz. Bazı satıcılar car boot usulü (arabanın bagajına) stand kuruyorlar. Pazartesi hariç her gün açık. Fiyatlar yine ortalama ayarda.

Jubilee Market

Burası Londra’ya geldiğinizde muhtemelen geziyor olacağınız Covent Garden’a çok yakın, hatta Covent Garden’ın hemen arkası. Şehir merkezinde olması geçerken uğramak açısından epey kolaylık sağlıyor. Yalnız şunu belirtmeliyim ki, buranın antika pazarı sadece Pazartesileri kuruluyor. Diğer günler normal ürünlerin satıldığı bir çarşı havasında. Cumartesi ve Pazar günleri el yapımı ve sanatsal ürünler de bulabilirsiniz. Fiyatlar çok ucuz değil ama bence Portobello Road’dakinden yine de daha uygun.

Londra merkezde ikinci el pazarı, Jubilee Market
Covent Garden Market
Londra, Jubilee Market

 

Portobello Road Market

Londra’nın en ünlü sokaklarından biri olan Portobello Road’da Cumartesi ve Pazar günleri ikinci el eşya ve vintage kıyafet pazarı kuruluyor. Fakat diğer günler de bu sokakta bulunan birkaç antika dükkanını açık bulabilirsiniz. Buradaki eski eşyalar bölgenin aşırı turistik olması sebebiyle, gereğinden fazla pahalı olabiliyor. Yine de güzel ürünler oluyor, özellikle eski çatal, bıçak, kaşık, çaydanlık gibi çok çeşitli mutfak eşyası bulabilirsiniz.

save-new-7
Portobello Sokağı Eskicileri
save-new-3
Potobello Road
save-new-8
Portobello Antikacılar
save-new-6
Portobello’da Sevimli Ürünler
save-new-4
Porselenler, Portobello Road
save-new-5
Portobello Road’dan bir an..
save-new-2
Eskici Pazarı, Vintage Pazarı, Portobello Road

Flea London Vintage & Makers Market

Bermondsey’de kurulan bu bit pazarı ise bence en geniş ürün yelpazesine sahip pazarlardan biri. Sadece Cumartesi ve Pazar günleri açık. Fiyatlar diğerlerine göre bir tık daha uygun diyebilirim.

Bermondsey Antique Market

Bermondsey’de bir başka eskici pazarı da burası. Eskiden Caledonian Marketmiş o yüzden şu anki ismi New Caledonian Market olarak da geçiyor. Yalnızca Cuma günleri, 6am gibi çok erken bir saatte açılıyor ve öğlen kapanıyor. 1-2pm den sonraya kalırsanız pazar toplanıyor olabilir.

Son not: Her antika pazarında antika ürünler bulamayabilirsiniz. Pazarın ismine aldanmayın, bazen çok kalitesiz, kirli ürünleri antika diye satabiliyorlar. Gerçek bir antika avcısıysanız zaten ne alacağınızı ve almayacağınızı bilirsiniz ya da uzmanına sorarsınız ama çok iyi bilmeden bir ürüne uçuk fiyatlar vermemenizi ve önce iyice düşünmenizi tavsiye ederim.

Keyifli gezmeler!

Londra’da bu yaz yapılacak etkinlikler!

Londra’ya yaz gecikmeli ve yavaş da olsa sonunda geldi. Uzun süre bir türlü şehri terk etmeyen serin ve rüzgarlı hava Londralıları bir türlü yaz havasına sokamamıştı. Neyseki son haftalarda sıcaklık artmaya başlayınca yaz etkinliklerine de bir göz atma zamanı geldi.

Peki bu sezon Londra’da neler yapmalı?

Sokak Turları

Londra Şehir merkezinde onlarca yürüyüş turu yapılıyor. Genelde profesyoneller tarafından düzenlenen bu yürümeli turlar, meraklılarının ilgisini çeken çok farklı konularda olabiliyor. Jack the Ripper’dan, Harry Potter yürüyüş turuna, The Beatles’dan korku temalı Londra’nın Hayaletleri turlarına, Edebiyat eserleri ve yazarlarından Londra Fotoğraf turlarına kadar pek çok konuda bilgi sahibi olabileceğiniz bu turlara katılabilirsiniz. Bu turlara London Walks ya da AirBnb Experience üzerinde ulaşabilirsiniz. Birkaç saat sürebilen ve uzun süre yürüyeceğiniz bu turlara katılmadan önce rahat ayakkabılar giymenizi öneririm.

Kendin Topla Bahçeleri

Bu yaz yapılacak en güzel etkinliklerden biri ‘Pick Your Own’ (PYO) denilen meyveyi sebzeyi kendinizin topladığı çiftlikleri ziyaret etmek. Hem havaların ısındığı, hem de meyve sebzenin en çok bollaştığı bu sezonda gönlünüzce sebze meyve toplayabileceğiniz bu tarım alanlarına gitmek özellikle çocuklu aileler için tüm günü keyifle geçirebileceğiniz eğlenceli bir etkinlik olabilir. Genelde cüzi bir ücretle girdiğiniz bu alanlarda piknik yapılabilecek, kahve- yemek alınabilecek ve ücretsiz park edecek yerler oluyor. Londra’nın civarında çokça bulunan bu çifliklerden birine uğramanızı, hem bu dalından yeni kopmuş tazecik meyve ve sebzeleri yemenizi, hem de ‘kendin topla’ deneyimini yaşamanızı öneririm.

Lavanta sezonu!

Son birkaç senedir yaz aylarında Lavanta tarlaları özellikle sosyal medyayla birlikte fotoğrafseverler için oldukça populer mekanların başında geliyor. Populerliği bir yana, gerçekten de iç açan ve tazeleyen bir enerjisi var çiçek tarlalarının. Bu tazeleyen enerjiyi deneyimlemek için Fransa’nın güneyine gitmenize gerek yok, Londra’ya çok yakın birkaç büyük Lavanta tarlası var. Mayfield Lavender Field, Hitchin Lavender Field, Kentish Lavender bunlardan en ünlüleri. Hafta içi daha az kalabalık olan bu çiçek bahçelerinde lavantadan yapılmış sabunlar, kurabiyeler, limonatalar gibi farklı ürünler bulabilirsiniz. Yalnız aklınızda olsun. Lavantalar en canlı renkli zamanını Temmuz’da iki haftalık bir dönemde yaşıyorlar, yazın gelişine göre değişiebiliyor bu zaman, erken ya da geç gittiğiniz takdirde lavantaların biraz soluk bir rengiyle karşılaşabilirsiniz, bu yüzden sezonu takip etmeyi unutmayın!

Müzedeki Ay

Bu sezonun en merak uyandıran sergilerinden birisi de, Britanyalı sanatçı Luke Jerram tarafından hazırlanan ve Doğal Tarih Müzesi’nde (Natural History Museum) sergilenmekte olan Museum of the Moon. Birebir NASA fotoğrafları incelenerek oluşturulmuş ve ışıklandırılmış olan bu eser ortamdaki ses efektiyle Ay’da olmak kadar gerçekçi bir etki bırakıyor. Sergiyi gezenlerin yerlere yatarak izlemeyi tercih ettikleri bu görüntü, eminim çocuklar için de unutulmaz bir deneyim olacaktır. Ocak ayına dek görülebilecek bu sergi ücretsiz.

10677_0007
Image Credit to https://bit.ly/2Z87V5O

Deniz mevsimi!

Havanın giderek ısındığı şu günlerde denize girmek iyi bir fikir olabilir. Londra denize girilecek sahillere yakınlığı açısından oldukça şanslı bir şehir. Bunun için bir haftasonunu ayırıp hem civardaki sahil kasabalarını keşfedebilir, hem de denizin tadını çıkarabilirsiniz. Brighton, Camber Sands, Botany Bay, Whitstable, Mersea Island, Hastings Londra’ya bir, iki saatlik mesafedeki bu sahil kentlerinden ve kasabalarından birkaçı. Dilerseniz günübirlik gezilerinizde sahildeki renkli kulübelerden kiralayabilir, deniz manzaralı keyifli bir gün geçirebilirsiniz.

Bunların dışında yaz ayları demek her fırsatta Londra’nın her yerinde bulabileceğiniz parklarda zaman geçirmek demek. Bu geniş yeşil alanlarda piknik yapabilir, açıkhava sinemalarında sevdiğiniz filmleri izleyebilir, oturduğunuz bölgenin lokal etkinliklerine katılabilirsiniz. Yeter ki dışarıda olup nefis havanın tadını çıkarın! Keyifli yazlar diliyorum!

‘Kendin Topla Bahçeleri’/ Pick Your Own (PYO) Farms

UK’ye geldiğimde denemek istediğim ilk etkinliklerden biriydi kendin topla bahçeleri. Koskoca çiftliklere gönlünce dalıp, çilekleri, böğürtlenleri, ahududuları, kendin koparıp topluyorsun, eve gelip reçelini yapıyorsun ya işte bu çok keyifli geliyor bana. Yazın ayrı sonbaharda ayrı keyifli. Okumaya devam et

London Coffee Festival/ Londra Kahve Festivali

Londra’dan bir kahve festivali daha geçti. Yıllardır isteyip bir türlü denk getiremediğim bu festivale nihayet bu sene katılabildim. Çok keyif almanın yanında kahveye ve kahveci olmaya dair çok şey öğrendiğim

Festival 12 Nisan Perşembe’den 15 Nisan Cuma’ya dek sürdü. Bu sene kahve işlerine girmeye kalkıştığımız için business odaklı olan Perşembe günü gitmeyi seçtik. Hem toptancılarla tanışabilmek hem de bağlantılar kurabilmek için ideal oldu diyebilirim.

Peki neler vardı festivalde?

Kahve üreticileri kadar kahve malzemelerinin, kahve yanında yenilebilecek yiyeceklerin, çikolatacıların, sağlıklı barların, çerezlerin de standlarıyla dolu bir ortamdı. Öyle çok kahve tattım ki gün sonuna doğru farklı kahveleri kökenlerini ayırd etmede seviye atladım adeta 🙂 Normalde çok ayrıt edemiyorum ne nerenin kahvesidir diye ama birkaç bölgenin kahvesini tanır hale gelmek bile başarı benim için.

Festivalde en çok dikkatimi çeken olaylardan biri ‘cold brew’ denen soğuk demleme kahvenin nasıl da popüler olduğuydu. Birçok marka 20-22 saatte demlenmiş soğuk demleme kahveleri still, sparkling ve nitro denen formatlarda üretiyorlar, hatta birçoğu marketlerde satılmak üzere teneke kutularda paketlemişler. Bu zaten olan birşeydi elbette ama bu kadar akım haline geldiğini görmemiştim ben. Bu arada bir önceki cümledeki terimleri açıklayayım; ‘still’ denen normal suyla, ‘sparkling’ denilen gazlı suyla. ‘nitro’ denilen de nitrojenle üretilen soğuk demleme çeşitleri. Hatta kimisinin meyve aromalı hali dahi var. Mesela mangolu, portakallı, gazlı soğuk demleme kahve denedim bir yerde, onca karışıma ve çok karışık ürünleri sevmeme rağmen o içeceği epey sevdim.

Bunun dışında kahve işinde çalışan ya da kahve ilmiyle ilgilenen birçok bilgili kişinin konuşmasını da dinleme şansı buldum. Bazıları benim için çok önemliydi çünkü bu yeni başlayacağımız kahve işinde bir bilene danışmaya çok ihtiyaç duyuyorum ve böyle konuşmalar çok faydalı oluyor.

Bir de kahve dükkanları için duvarlara asılabilecek illüstrasyon ve resimler vardı bir köşede. Çok beğendiğim birkaç tanesini ve Türk bir illüstratörün eserini buraya bırakıyorum.

Şimdi başka ülkelerde yapılan kahve festivallerine katılabilmeyi hedefliyoruz. Bakalım, öğrendikçe daha da paylaşırım 😉