‘Kendin Topla Bahçeleri’/ Pick Your Own (PYO) Farms

UK’ye geldiğimde denemek istediğim ilk etkinliklerden biriydi kendin topla bahçeleri. Koskoca çiftliklere gönlünce dalıp, çilekleri, böğürtlenleri, ahududuları, kendin koparıp topluyorsun, eve gelip reçelini yapıyorsun ya işte bu çok keyifli geliyor bana. Yazın ayrı sonbaharda ayrı keyifli.

Yazın çilek, böğürtlen, ahududu, kırmızı ve siyah frenk üzümü, soğan, mısır, kabak, ıspanak, pancar, bakla ve fasulye bulmak mümkün. Sonbaharda ise bunların yanı sıra bal kabağı bulabilirsiniz.

DSC_0008DSC_0023DSC_0026Girişte bir ücret ödemiyorsunuz ama girerken size kişi başı yapmanız gereken harcamayı söylüyorlar, dolayısıyla boş boş gezip çıkmak yok, hiç br şey almasanız dahi kişi başı ücreti ödemelisiniz. Ama tabi ki bir şeyler aldığınızda, zaten aldıklarınız için harcama yapacağınızdan bu kişi başı ücreti ödemiyorsunuz. Bizim gittiğimiz Londra’ya en yakın bu çiftlikte kişi başı £4, 4 kişi girdiğimiz için de £20 lık alışveriş yapmamız gerekti.

İçeride bazı alanların toplamaya kapalı olduğunu göreceksiniz, çünkü bir kaç sıra hasadı dönüşümlü olarak açıyorlar ki ürünler her gelene yetebilsin. Bunun dışında içerdeyken meyvelerden yemeye izin verilmiyor, çünkü ne kadar yenildiğini ölçme tartma ödeme şansları yok. Dolayısıyla içeride toplarken yemeye müsade etmiyorlar, bunu bilerek hareket etmekte fayda var.

Taşımanız için size ücretsiz poşet ve hassas meyveler için kutu veriyorlar, çiçekleri böğürtlenleri evinize kutuda götürebiliyorsunuz. Bir de büyük tekerlekli çekçekli arabaları (trolley)  da ücretsiz bir şekilde alıp içeride kullanabilirsiniz.

Ulaşım araba olmadan biraz meşakkatli ama imkansız değil. Piccadilly hattının son durağı olan Cockfosters’dan biraz yürümeniz gerek. Burada ücretsiz park yeri ve tuvaletler mevcut. Piknik yapılacak yer önceden vardı ama geçenlerde gittiğimde kaldırdıklarını gördüm. Ödeme yaptığınız gişelerde bir de organik sütten kendi yaptıkları dondurmayı satıyorlar ki mutlaka vanilyalısını denemenizi öneririm, çok lezzetliydi.

DSC_0036DSC_0013DSC_0037DSC_0040DSC_0035Özellikle çocuklarla yapmak için harika bir aktivite. Hem öğreniyorlar ne nedir, hangi meyve, sebze nasıl koparılır hem de ipadsiz, tabletsiz koca bir gün geçirebiliyorlar, hepimizin hayali değil mi? 🙂

Gitmeden önce websitelerinden açılış kapanış saatlerini ve hangi ürünlerin o gün toplamaya açık olduğunu kontrol etmenizde yarar var. Buraya websitesini ve adresini bırakıyorum.

İyi gezmeler, bol eğlenceler!

http://www.parksidefarmpyo.co.uk/

Adres: Parkside Farm
Hadley Road
Enfield
Middlesex
EN2 8LA

London Coffee Festival/ Londra Kahve Festivali

Londra’dan bir kahve festivali daha geçti. Yıllardır isteyip bir türlü denk getiremediğim bu festivale nihayet bu sene katılabildim. Çok keyif almanın yanında kahveye ve kahveci olmaya dair çok şey öğrendiğim

Festival 12 Nisan Perşembe’den 15 Nisan Cuma’ya dek sürdü. Bu sene kahve işlerine girmeye kalkıştığımız için business odaklı olan Perşembe günü gitmeyi seçtik. Hem toptancılarla tanışabilmek hem de bağlantılar kurabilmek için ideal oldu diyebilirim.

Peki neler vardı festivalde?

Kahve üreticileri kadar kahve malzemelerinin, kahve yanında yenilebilecek yiyeceklerin, çikolatacıların, sağlıklı barların, çerezlerin de standlarıyla dolu bir ortamdı. Öyle çok kahve tattım ki gün sonuna doğru farklı kahveleri kökenlerini ayırd etmede seviye atladım adeta 🙂 Normalde çok ayrıt edemiyorum ne nerenin kahvesidir diye ama birkaç bölgenin kahvesini tanır hale gelmek bile başarı benim için.

Festivalde en çok dikkatimi çeken olaylardan biri ‘cold brew’ denen soğuk demleme kahvenin nasıl da popüler olduğuydu. Birçok marka 20-22 saatte demlenmiş soğuk demleme kahveleri still, sparkling ve nitro denen formatlarda üretiyorlar, hatta birçoğu marketlerde satılmak üzere teneke kutularda paketlemişler. Bu zaten olan birşeydi elbette ama bu kadar akım haline geldiğini görmemiştim ben. Bu arada bir önceki cümledeki terimleri açıklayayım; ‘still’ denen normal suyla, ‘sparkling’ denilen gazlı suyla. ‘nitro’ denilen de nitrojenle üretilen soğuk demleme çeşitleri. Hatta kimisinin meyve aromalı hali dahi var. Mesela mangolu, portakallı, gazlı soğuk demleme kahve denedim bir yerde, onca karışıma ve çok karışık ürünleri sevmeme rağmen o içeceği epey sevdim.

Bunun dışında kahve işinde çalışan ya da kahve ilmiyle ilgilenen birçok bilgili kişinin konuşmasını da dinleme şansı buldum. Bazıları benim için çok önemliydi çünkü bu yeni başlayacağımız kahve işinde bir bilene danışmaya çok ihtiyaç duyuyorum ve böyle konuşmalar çok faydalı oluyor.

Bir de kahve dükkanları için duvarlara asılabilecek illüstrasyon ve resimler vardı bir köşede. Çok beğendiğim birkaç tanesini ve Türk bir illüstratörün eserini buraya bırakıyorum.

Şimdi başka ülkelerde yapılan kahve festivallerine katılabilmeyi hedefliyoruz. Bakalım, öğrendikçe daha da paylaşırım 😉