Sonbahar’da Londra’nın en güzel 6 yeri!

Sonbahar Londra’da başka güzel, mevsimin kendi doğası ve ışığı bir yana bir de şehri süsleyen festival havası muhteşem bir geçiş hissettiriyor.

Doğadaki dönüşümün yanı sıra dükkanların ve evlerin de Sonbahar’a uygun dekore edilmesi ayrıca keyif veriyor. Havanın iyiden iyiye soğuduğu bu günlerde renkli sokaklarda ve sarıdan turuncuya dönen parklarda gezmek en sevdiğim aktivite. Buranın Eylül’ünü de Ekim’ini de bir başka seviyorum. Bu sene biraz geldi geçti sanki ama bitmeden görmeniz gereken harika yerleri gezip derledim sizin için.

Kynance Mews

İki sene önce Virginia Creeper bir sonbahar günü adlı bir sarmaşık türüyle tanıştım. O gün bugündür Ekim’de bu sarmaşığın renk geçişlerini görmek için sabırsızlanıyorum. En az ilkbahar kadar heyecan verici geliyor bana bu görüntü. Bu sokakta bu sarmaşığın en ünlü görüntülendiği yerlerden biri. Gerçekten muhteşem değil mi?

Les Senteurs Perfumery

Muhakkak görmüşsünüzdür, Londra’da bir çiçekli dükkan furyası var. Bu dükkan da vitrinini çiçeklerle süsleyip ses getiren reklam yapmayı başaran dükkanlardan biri. Geçen sene ilkbaharda çiçeklerle süslemişlerdi vitrinini, şimdi de Sonbahara’a uygun dekore etmişler. Ben bayıldım, zaten çiçekli her şeye bayılırım da 😄, Sizce nasıl?

Peggy Porchen

Aslında buranın pek bayıldığım bir tarafı yok. Instagram fenomeni olmasından mıdır nedir hatta itici bile gelmeye başladığını söyleyebilirim başıma bir iş gelmeyecekse, ama şu balkabağından süsleri sevdim, bir de önünden geçmişken çekeyim dedim işte 😛 önünde inanılmaz bir içeriye girme sırası, sürekli bir fotoğraf çekme olayı ne bileyim biraz itiyor beni sanırım..

Wild Things Flowers

Bir başka Instagram ünlüsü dükkan ama bu sefer hak ediyor bence, çünkü çiçekçi! 🙂 Benim gibi iflah olmaz bir çiçekseverin mevsimlik tavaf edebileceği bir yer. Aslında küçücük bir yeri var içeride ama zaten içerisi değil dışarıdaki sezona uygun süslemeleri, su dolu eski tip bir kovanın içinde yüzen çiçekleri buranın en görülesi noktası. Sonbahara uygun balkabaklarıyla süsledikleri bu görüntüyü ben çok sevdim, o kadar sevdim ki ayrılıp gidemedim başından, bi görün isterim 🙂

Dalloway Terrace

Bu kafe her sezon teras kısmını sezonun renkleriyle ve temalarıyla süslemesiyle ünlü. Ben bu Sonbahar’da gitme fırsatı bulamadım ama gitmek isteyenler için yine de eklemek istedim listeye. Gitmeden önce randevu lamanız gerektiğini de hatırlatmakta fayda var.

dalloway-terrace-autumn-2018-1-highres-1538751276.jpgBu fotoğraf Harper’s Bazaar DErgisinin online sayfasından alınmıştır, tüm hakları Harper’s Bazaar’a aittir.

Dominique Ansel Bakery

Dominique Ansel fırıncısının böyle atraksiyonlara ihtiyacının olmadığı bir ünü var aslında. Tam bir başarı hikayesi var bu fırının ve ben burayı en çok o ilham verici hikayesi sebebiyle seviyorum AMA, bu sene yaptıkları giriş dekorasyonları da tam önünde gidip fotoğraf çekilmelik.

Benim Sonbahar’da Londra listemde bu mekanlar var, umarım seversiniz. Sizin de vakit geçirmekten keyif aldığınız mekanları aşağıda yorum olarak benimle paylaşırsanız çok sevinirim. Hem başkaları da görmüş ve faydalanmış olur, sevgiler! 🙂

‘Kendin Topla Bahçeleri’/ Pick Your Own (PYO) Farms

UK’ye geldiğimde denemek istediğim ilk etkinliklerden biriydi kendin topla bahçeleri. Koskoca çiftliklere gönlünce dalıp, çilekleri, böğürtlenleri, ahududuları, kendin koparıp topluyorsun, eve gelip reçelini yapıyorsun ya işte bu çok keyifli geliyor bana. Yazın ayrı sonbaharda ayrı keyifli. Okumaya devam et

Londra’ya yakın Lavanta Tarlaları

Lavanta sezonunun açılmasıyla birlikte her sene gitmekten keyif aldığım Londra civarındaki Lavanta tarlalarından bahsetmek istiyorum size. Temmuz gelince sosyal medya hesaplarının lavanta tarlalarıyla dolmasının etkisiyle bir coşkudur gidiyor ama gerçekten de çok güzel bir görüntüsü var Lavanta tarlalarının. Ortasına ne koysan yakışıyor, hangi elbiseyi giysen güzel çıkıyorsun. Öyle bir güzellik… Continue reading “Londra’ya yakın Lavanta Tarlaları”

Londra’ya yakın denize girilebilecek 5 sevimli sahil kıyısı

Öncelikle genel bilgi, UK’de pek de Türkiye’deki kumsallar bulmayı beklemeyin. Cornwall ve Devon tarafları biraz daha farklı ama çoğunluk bizim alışageldiğimiz kumsallardan değil. Gidince göreceksiniz zaten, insan anlıyor bu insanlar neden yazın akın akın Türkiye’ye geliyor diye. Çoğunun kumsuz, taşlı, bir plajı var, hemen derinleşen ve okyanus etkisiyle akıntılardan sebep bulanık bir suya sahip. Ada rüzgarı en sıcak günde bile eksik olmuyor, havanın aniden değişmesine hazırlıklı olmalı, rüzgarın yazın ortasında da üşütebileceğini aklınızda tutmalısınız. Continue reading “Londra’ya yakın denize girilebilecek 5 sevimli sahil kıyısı”

London Coffee Festival/ Londra Kahve Festivali

Londra’dan bir kahve festivali daha geçti. Yıllardır isteyip bir türlü denk getiremediğim bu festivale nihayet bu sene katılabildim. Çok keyif almanın yanında kahveye ve kahveci olmaya dair çok şey öğrendiğim

Festival 12 Nisan Perşembe’den 15 Nisan Cuma’ya dek sürdü. Bu sene kahve işlerine girmeye kalkıştığımız için business odaklı olan Perşembe günü gitmeyi seçtik. Hem toptancılarla tanışabilmek hem de bağlantılar kurabilmek için ideal oldu diyebilirim.

Peki neler vardı festivalde?

Kahve üreticileri kadar kahve malzemelerinin, kahve yanında yenilebilecek yiyeceklerin, çikolatacıların, sağlıklı barların, çerezlerin de standlarıyla dolu bir ortamdı. Öyle çok kahve tattım ki gün sonuna doğru farklı kahveleri kökenlerini ayırd etmede seviye atladım adeta 🙂 Normalde çok ayrıt edemiyorum ne nerenin kahvesidir diye ama birkaç bölgenin kahvesini tanır hale gelmek bile başarı benim için.

Festivalde en çok dikkatimi çeken olaylardan biri ‘cold brew’ denen soğuk demleme kahvenin nasıl da popüler olduğuydu. Birçok marka 20-22 saatte demlenmiş soğuk demleme kahveleri still, sparkling ve nitro denen formatlarda üretiyorlar, hatta birçoğu marketlerde satılmak üzere teneke kutularda paketlemişler. Bu zaten olan birşeydi elbette ama bu kadar akım haline geldiğini görmemiştim ben. Bu arada bir önceki cümledeki terimleri açıklayayım; ‘still’ denen normal suyla, ‘sparkling’ denilen gazlı suyla. ‘nitro’ denilen de nitrojenle üretilen soğuk demleme çeşitleri. Hatta kimisinin meyve aromalı hali dahi var. Mesela mangolu, portakallı, gazlı soğuk demleme kahve denedim bir yerde, onca karışıma ve çok karışık ürünleri sevmeme rağmen o içeceği epey sevdim.

Bunun dışında kahve işinde çalışan ya da kahve ilmiyle ilgilenen birçok bilgili kişinin konuşmasını da dinleme şansı buldum. Bazıları benim için çok önemliydi çünkü bu yeni başlayacağımız kahve işinde bir bilene danışmaya çok ihtiyaç duyuyorum ve böyle konuşmalar çok faydalı oluyor.

Bir de kahve dükkanları için duvarlara asılabilecek illüstrasyon ve resimler vardı bir köşede. Çok beğendiğim birkaç tanesini ve Türk bir illüstratörün eserini buraya bırakıyorum.

Şimdi başka ülkelerde yapılan kahve festivallerine katılabilmeyi hedefliyoruz. Bakalım, öğrendikçe daha da paylaşırım 😉