Neden Sütlü Çay?

Bu yazımda İngiliz çayının neden sütlü içildiğini ve nasıl içildiğini paylaşmak istiyorum.

Aslında İngiliz çayı, bu çayın İngiltere’den geldiği anlamında kullanılmıyor. Zaten İngiltere’de doğal ortamda çay yetişmiyor. Sadece Cornwall bölgesinde çok az bir alanda yetiştirilmesi yapılıyor, o da mikroiklim ortamı oluşturarak sağlanıyor. İngiliz çayı aslında tamamen Sri Lanka, Hindistan gibi doğu Asya ülkelerinden geliyor.

1569927369803917127qQMvGKic

İlk sütlü çayı 17.yüzyılda bir Fransız kadın Paris’te sunmuş misafirlerine. Sütlü çay modasını başlatan oymuş. Ama zaten sütlü çayı sadece Fransızlar, Britanyalılar içmiyor, Asya ülkelerinden birçok ülke çayı sütlü içiyor. Hatta Bangladeşli komşumda gördüğüm şekliyle Bangladeşliler, çayı direk sütün içinde kaynatarak demliyorlar.

Peki neden süt katıyorlar?

Bunun üç temel sebebi var:

  1. Öncelikle çaya ilk süt koyma sebebi fincanların çatlamasını önlemekti. 18. ve 19.yüzyıllarda çay içilen porselenler ısıya dayanıklı olmadıklarından fincanı ısıya alıştırmak için önce soğuk sütü fincana koyup sonrasında sıcak çayı ekliyorlardı. Böylece fincanlar çatlamıyor, keyifler kaçmıyordu. 🙂
  2. İkinci sebep, İngiliz çayı, burada English Breakfast Tea’yi kast ediyorum, diğer çaylara göre daha acı bir tatlardan oluşan bir karışıma sahip. Yani içine tadı yumuşatacak birşey katmadan içmesi gerçekten kolay değil. Hem çayın acılığını almak, hem içimini yumuşatıp daha kremalı bir tada ulaşmak için süt ekleniyor.
  3. Alışkanlık. Evet, biz nasıl kendi çayımızı sütsüz içmeye alıştıysak, Britanyalılar da çayı sütle birlikte tanıdıkları için sütle içiyorlar.

Siz hiç sütlü çay denediniz mi? Peki, sevdiniz mi?

Fikirlerinizi merak ediyorum. Umarım yazım faydalı olmuştur. Sevgiler.d892b7a24f6de8ee52e161408ef85ae6

Islington’da butik dükkanlar

4DSC_0414 copy

Camden Passage

Haftasonu hiç aklımda yokken yolum düştü Islington’a. Kings Cross’daki kanalın kıyısından Angel’a kadar yürüme planı yaptım ama kanalın yanındaki yaya yolu zaman zaman kapandığı için rotayı biraz değiştirdim. Aklınızda olsun belli bir yerden sonra kanal kenarından yürümek mümkün değil bu rotada. Mecburen sokaklara dalıyorsunuz. Uzata uzata Islington’a vardım.

Burayı hep çok sevmişimdir. Nehrin kollarından birine yakınlığı, artisan kafeleri, vintage pazarının kurulduğu sokak olan Camden Passage, ve yol üstü özgün butikleri etkili bunda. Bu hafta sonu hava da güneşli ve neşeliyken buranın muhakkak görülmeli bir Londra köşesi olduğuna kanat edip bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Camden Passage üzerinde kıyafet ve ikinci el ürünler satan birkaç butik dükkanlar var. Ama aslında Angel istasyonundan Holloway Road yönüne giden yol üzerinde de birçok sevimli butik var. Eminim farklı tasarımlar giymeyi sevenlerin ilgisini çekebilecek özgün kıyafetler bulunabilir. Ben şahsen vitrinlerden alamıyorum gözlerimi, hem bu kadar sade hem nasıl çekici olabiliyorlar şaşıyorum.

Bu arada Camden Passage, ismi yanıltmasın, burası Camden’da değil Angel’da. Angel Tube Station’a çok yakın. Aşağıda butiklerin fotoğraflarını paylaşıyorum, Camdan Passage üzerinde olanları ve Islington High Street’te olanları altına not edicem.

Camden Passage
Camden Passage

Camden Passage
DSC_0488 copy
Camden Passage
DSC_0489 copy
Camden Passage
DSC_0490 copy
Camden Passage
DSC_0493 copy
Camden Passage
DSC_0492 copy
Camden Passage
DSC_0491
Camden Passage
DSC_0502 copy
Camden Passage
DSC_0503 copy
Camden Passage
DSC_0466 copy
Camden Passage

DSC_0411 copy

Londra’nın Çiçek Pazarları

3Ah Çiçekler! Her mevsim şaşırtırlar insanı binlerce renk geçişleriyle, eşsiz desen ve tasarımlarıyla! Çok çiçek seven bir annenin kızıyım, hep çiçek vardı dört bir yanımda fakat burada ayrı görünüyor çiçekler gözüme. Bilmiyorum sunum şekillerinden mi, estetik aranjmanlarından mı… Çoğu yerde gördüğümüz çiçeğin zarafetini bozan simli, yapay kokulu, alakasız bir araya getirilmiş çiçeklerden oluşan buketler yok bu pazarlarda. Çiçek olduğu gibi, tamamen makyajsız kendi güzelliğiyle sergileniyor ve bu beni mest ediyor!
Okumaya devam et