Islington’da butik dükkanlar

4DSC_0414 copy

Camden Passage

Haftasonu hiç aklımda yokken yolum düştü Islington’a. Kings Cross’daki kanalın kıyısından Angel’a kadar yürüme planı yaptım ama kanalın yanındaki yaya yolu zaman zaman kapandığı için rotayı biraz değiştirdim. Aklınızda olsun belli bir yerden sonra kanal kenarından yürümek mümkün değil bu rotada. Mecburen sokaklara dalıyorsunuz. Uzata uzata Islington’a vardım.

Burayı hep çok sevmişimdir. Nehrin kollarından birine yakınlığı, artisan kafeleri, vintage pazarının kurulduğu sokak olan Camden Passage, ve yol üstü özgün butikleri etkili bunda. Bu hafta sonu hava da güneşli ve neşeliyken buranın muhakkak görülmeli bir Londra köşesi olduğuna kanat edip bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Camden Passage üzerinde kıyafet ve ikinci el ürünler satan birkaç butik dükkanlar var. Ama aslında Angel istasyonundan Holloway Road yönüne giden yol üzerinde de birçok sevimli butik var. Eminim farklı tasarımlar giymeyi sevenlerin ilgisini çekebilecek özgün kıyafetler bulunabilir. Ben şahsen vitrinlerden alamıyorum gözlerimi, hem bu kadar sade hem nasıl çekici olabiliyorlar şaşıyorum.

Bu arada Camden Passage, ismi yanıltmasın, burası Camden’da değil Angel’da. Angel Tube Station’a çok yakın. Aşağıda butiklerin fotoğraflarını paylaşıyorum, Camdan Passage üzerinde olanları ve Islington High Street’te olanları altına not edicem.

Camden Passage
Camden Passage

Camden Passage
DSC_0488 copy
Camden Passage
DSC_0489 copy
Camden Passage
DSC_0490 copy
Camden Passage
DSC_0493 copy
Camden Passage
DSC_0492 copy
Camden Passage
DSC_0491
Camden Passage
DSC_0502 copy
Camden Passage
DSC_0503 copy
Camden Passage
DSC_0466 copy
Camden Passage

DSC_0411 copy

Londra’nın Çiçek Pazarları

3Ah Çiçekler! Her mevsim şaşırtırlar insanı binlerce renk geçişleriyle, eşsiz desen ve tasarımlarıyla! Çok çiçek seven bir annenin kızıyım, hep çiçek vardı dört bir yanımda fakat burada ayrı görünüyor çiçekler gözüme. Bilmiyorum sunum şekillerinden mi, estetik aranjmanlarından mı… Çoğu yerde gördüğümüz çiçeğin zarafetini bozan simli, yapay kokulu, alakasız bir araya getirilmiş çiçeklerden oluşan buketler yok bu pazarlarda. Çiçek olduğu gibi, tamamen makyajsız kendi güzelliğiyle sergileniyor ve bu beni mest ediyor!
Okumaya devam et

London Coffee Festival/ Londra Kahve Festivali

Londra’dan bir kahve festivali daha geçti. Yıllardır isteyip bir türlü denk getiremediğim bu festivale nihayet bu sene katılabildim. Çok keyif almanın yanında kahveye ve kahveci olmaya dair çok şey öğrendiğim

Festival 12 Nisan Perşembe’den 15 Nisan Cuma’ya dek sürdü. Bu sene kahve işlerine girmeye kalkıştığımız için business odaklı olan Perşembe günü gitmeyi seçtik. Hem toptancılarla tanışabilmek hem de bağlantılar kurabilmek için ideal oldu diyebilirim.

Peki neler vardı festivalde?

Kahve üreticileri kadar kahve malzemelerinin, kahve yanında yenilebilecek yiyeceklerin, çikolatacıların, sağlıklı barların, çerezlerin de standlarıyla dolu bir ortamdı. Öyle çok kahve tattım ki gün sonuna doğru farklı kahveleri kökenlerini ayırd etmede seviye atladım adeta 🙂 Normalde çok ayrıt edemiyorum ne nerenin kahvesidir diye ama birkaç bölgenin kahvesini tanır hale gelmek bile başarı benim için.

Festivalde en çok dikkatimi çeken olaylardan biri ‘cold brew’ denen soğuk demleme kahvenin nasıl da popüler olduğuydu. Birçok marka 20-22 saatte demlenmiş soğuk demleme kahveleri still, sparkling ve nitro denen formatlarda üretiyorlar, hatta birçoğu marketlerde satılmak üzere teneke kutularda paketlemişler. Bu zaten olan birşeydi elbette ama bu kadar akım haline geldiğini görmemiştim ben. Bu arada bir önceki cümledeki terimleri açıklayayım; ‘still’ denen normal suyla, ‘sparkling’ denilen gazlı suyla. ‘nitro’ denilen de nitrojenle üretilen soğuk demleme çeşitleri. Hatta kimisinin meyve aromalı hali dahi var. Mesela mangolu, portakallı, gazlı soğuk demleme kahve denedim bir yerde, onca karışıma ve çok karışık ürünleri sevmeme rağmen o içeceği epey sevdim.

Bunun dışında kahve işinde çalışan ya da kahve ilmiyle ilgilenen birçok bilgili kişinin konuşmasını da dinleme şansı buldum. Bazıları benim için çok önemliydi çünkü bu yeni başlayacağımız kahve işinde bir bilene danışmaya çok ihtiyaç duyuyorum ve böyle konuşmalar çok faydalı oluyor.

Bir de kahve dükkanları için duvarlara asılabilecek illüstrasyon ve resimler vardı bir köşede. Çok beğendiğim birkaç tanesini ve Türk bir illüstratörün eserini buraya bırakıyorum.

Şimdi başka ülkelerde yapılan kahve festivallerine katılabilmeyi hedefliyoruz. Bakalım, öğrendikçe daha da paylaşırım 😉