İki Günde Belfast Gezisi, Londra’dan Belfast’a!

Bende şöyle bir ruh hali var, uzun süre bulunduğum yerden farklı bir yere hareket etmeyince huysuzlaşıyorum. Seyahat bir ihtiyaç adeta. En parasız, en keyifsiz zamanlarımda bile bir otobüs bileti alıp şehrin daha önce görmediğim bir noktasını görmeye gittiğimi bilirim, çünkü budur bana iyi gelen…

Öyle bir anda aldım bu bileti, huysuz, keyifsiz ve parasızdım alırken. Ama ruhumun ihtiyacını karşılamalı, kendimi olduğum olumsuz moddan çıkaracak hamleyi yapmalıydım. Ayıptır söylemesi £10 a aldım biletleri. Bir de zor gibi görünen şeyleri ucuza almak yok mu, marifet bir işi başarmış gibi akıllı hissettiriyor insana 🙂

img_7326

img_6907

1.Gün

Salı sabahı Londra Stansted havalimanından Belfast International Airport’a iniş yaptık. hava ılık ama kapalıydı ilk başta, fakat sonra parçalı bulutluya döndü de güneş gösterdi yüzünü arada.

Belfast’a vardığımızda hava yağmurluydu. İki günümüz olduğu için ilk gün Hop on Hop off turu almanın ve şehri kısaca gezmenin mantıklı olduğunu düşündük. Zaten şehir çok büyük olmadığı için 2-3 saatte biten bir turdu. Sabahtan bu turu alınca öğleden sonrayı görmek istediğimiz diğer kısımlara ayırdık.

Belfast küçük bir şehir olduğundan merkezdeki görülecek yerler çok fazla zaman almıyor. Tur sırasında Titanik Museum’u, Parlamento Binası’nı, St George Market’i, Lagan Nehri’ni (River Lagan), St Anne Katedralini, Belfast Kalesi’ni, Queens University’i, Belfast Barış Duvarı ve diğer ünlü duvar resimlerini görmüş olduk. Biz tur otobüsünden hiç inmedik, çünkü hava hem yağışlı ve soğuk hem de çoğu yer otobüsten görünce yetecek türdeydi. Tüm ünlü duvar resimlerinin fotoğraflarını çekme gibi bir hedefimiz olmadığı için bu büyük çoğunluğu duvar resimlerinden oluşan turden inme gereği de duymadık.img_7175

img_6994
Belfast Castle

img_7006

Belfast’ta en çok dikkatimizi çeken görüntülerden biri politik graffitiler oldu. Bir zamanlar sıcak çatışma bölgesi olduğu için havada hala asılı duran bir gerginlik var sanki. Duvar çizimleri, belli yerlerdeki çatışma izleri bu gerginliği belli ediyor. Fakat Belfast’ı yalnızca bunlarla anmak haksızlık olur. Neticede siyasal olmasa da fiziksel parçası olduğu İrlanda zengin ve dünyanın eski kültürlerinden biri. Ben eskiden beri çok severim İrlanda’yı zaten, bir kere bize Cranberries’i, U2’u vermiş topraklar, sevilmez mi!

Öğleden sonra Belfast’ın ünlü Fish& Chips cilerinden biri olan merkezdeki Manny’s Fish and Chips’e gittik ve muhteşem bir balık yedik. Eğer merkezde iyi bir balıkçı arıyorsanız kesinlike tavsiye ederim.

Yemekten sonra içecek birşeyler alıp Shaftesbury Avenue’daki Airbnb’mize gittik. Kaldığımız yer temiz, rahat ve sakindi. İkinci gün Belfast’ın dışına çıkacağımız için erkenden dinlendik.img_6978img_7017img_7021img_7040img_7041

img_7105
Airbnb ile kaldığımız ev

2. Gün

İkinci gün oldukça erken başladı. Duymuşsunuzdur İrlanda’nın Soda Bread’i pek ünlü. Biz de kahvaltıda halis mulis eski usul yapan güzel bir yerde ‘bread and butter’ yemek istedik ve merkezde otantik bir fırın bulduk. O kadar lezzetliydi ki yanımıza paket yaptırıp Londra’ya bir çanta soda bread getirdik 🙂 Fırındakiler aldığımız soda breadleri ısıtıp arasına tereyağı sürüp yanına çay da verdiler ki daha basit ama mutluluk verici bir kahvaltı düşünemiyorum. Tıka basa yedik Allah affetsin. Artık Belfast’ın dışında uzun bir yolculuğa hazırdık.

img_7152img_7138

img_7159
İçeri girip, şu fotoğrafı çekip çıktığım merkezde bir kafe 🙂

Belfast’ın kuzeydoğusu boyunca ‘Causaway Coastal Route’ olarak adlandırılan dünyanın en iyi sahil rotalarından biri olan bu yola koyulduk. Haritayla göstermek daha kolay olacağından buraya resmi sitesinden aldığım haritayı ekliyorum:

ccrrevisedmap

Biz bu yolda gösterilen 1 numaralı noktadan 19 numaralı noktaya kadar gittik. Gerçekten görülesi muhteşem bir rota. Ama bence turla değil arabayla gidilmeli bu rota üzerinde. Sahil yolu çok dar ve sapa, açıkçası ustalık istiyor fakat kendinize güveniyorsanız arabayla bu yolu deneyebilir, istediğiniz yerde durup muhteşem fotoğraflar çekebilirsiniz. Manzaralar gerçekten tam da filmlerdeki gibi 🙂

Bu arada tur fiyatları £25- £35 arası değişiyor Belfast dışına yapılan turlarda. Turun kaç günlük olduğu ve hangi bölgeleri içerdiğine göre değişiyor. Biz Carrick-a-rede, Giant’s Causeway ve Game of Thrones’un çekimlerinin yapıldığı yerlerden biri olan Dark Hedges‘i içeren bir tur aldık. Şunu aklınızda tutmanızda fayda var ki tur biletini, şehir merkezindeki turist merkezinin önündeki tur organizatörlerinden alıyorsanız kesinlikle pazarlık edin, çünkü kolayca indirim yapıyorlar 🙂

İlk durak Carrickfergus Castle‘dı, kalenin içini hızlıca gezip birkaç fotoğraf çektik. Grupla hareket ettiğimizden biraz hızlı davranmak gerekiyor ama bence çok da vakit ayırmaya gerek yoktu zaten.img_7210img_7201

Ana hedef Giant’s Causeway olduğu için bizim tur şöförü Carrick-a-Rede Rope Bridge’e kadar hiç durmadan bastı. Burada hava açmıştı ve manzara müthişti. Carrick-a-Rede iki kara parçası arasında yüzyıllardır kullanılagelen bir halat köprü, isteyenler ücret karşılığı geçebiliyor, bana pek bi numarası yok gibi geldi, ordan geçmek yerine manzarayı fotoğraflamayı tercih ettim 🙂

img_7334img_7322img_7311img_7248

Burdan sonra Giant’s Causeway‘e geçtik. Burası hakikaten büyülü bir yerdi. Ben zaten inanırım hemen magic filan 🙂

Giant’s Causeway Unesco World Heritage listesinde bir doğal oluşum, Kuzey İrlanda’nın en cazip görüntüsü. Denizin tam kıyısında yaklaşık 45.000 adet altıgen şeklinde arı peteği gibi birbirinin yanına dizilmiş taşlardan oluşuyor. Tam olarak nedeni bilinmede de volkanik patlama sonucu oluştuğu tahmin ediliyor. Bir de tabi yerlisinin inandığı mistik bir efsane de var. Sebebi ne olursa olsun gezegenimiz gerçekten gizemlerle dolu! Eğer yolunuz düşerse bence kesinlikle görmelisiniz.

img_7473img_7435img_7419img_7417img_7412img_7398img_7391img_7381

Vee Game of Thrones’un çekildiği Dark Hedges

Burası Game of Thrones dizisinin çekildiği ikonik yerlerden biri. Dizi dünyanın bir çok yerinde çekiliyor aslında, burası dizide Kings Road olarak geçen yol. Burayı bu kadar büyülü yapan 18.yüzyılda dikilmiş olan ‘hedge’ denilen kayın (ya da akgürgen) ağaçlarının yolu çevrelemiş olması. Biz kıştan yeni çıkmışken görmüş olduk ama bence bu ağaçlar yeşillendiğinde burayı görmek başka güzel olur.

img_7488

Belfast’a dönüş yolunda bir yerde yarım saat yemek molası verdik ve lokal bir dağ restoranında sıcacık bir çorba içtik. Burada içtiğim pırasa çorbasını ve yanındaki tam buğday ekmeğini hiç unutmayacağım sanırım. Dışarısı buz gibi rüzgarlıyken nasıl iyi geldi bu çorba!

Havalimanı Belfast’a varmadan önce yol üstünde olduğu için biz tur otobüsünden en yakın noktada bizi indirmesini rica ettik. Ayrıca şöför indiğimiz noktadan bizi havalimanına götürmesi için bir taksi de ayarladı, bizim gibi bir çift daha vardı onlarla birlikte taksiyle havalimanına geçtik, çok makbule geçti doğrusu, taksi ücretini de yine onlarla paylaşarak ödedik, epey mantıklı oldu, aklınızda olsun tur şöförleri böyle ayarlamalar yapabiliyor.

img_7365img_7361img_7376img_7374img_7373

Bir daha gitsem…

  • Belfast şehir içine daha az zaman ayırıp daha uzaklara giderdim.
  • Causeway Coastal Route’u baştan başa arabayla gezerdim.
  • Kesinlikle Glen of Antrim’i arabayla keşfederdim.
  • Dark Hedges’i yaz aylarında, ağaçların yeşerdiği zaman da görmek isterim.

Umarım bu yazı Belfast’a gitmek isteyenler için faydalı olur ve umarım giderseniz oraları seversiniz.

Keyifli gezmeler!